Bilim insanları uyardı: Sık yapılan bu alışkanlık beyin hacmini küçültüyor

ABD'de yaklaşık 1.700 kişinin verileriyle yürütülen araştırma, orta yaşlarda çok sık televizyon izleyen kişilerin yıllar sonraki MR görüntülerinde hafıza, karar verme ve görsel işlemeyle ilişkili bazı beyin bölgelerinin daha küçük olduğunu ortaya koydu. Bulgular, oturarak geçirilen sürenin yanı sıra bu sırada yapılan etkinliğin de beyin sağlığı açısından önemli olabileceğine işaret etti.

Orta yaşlarda televizyon karşısında geçirilen zaman, ilerleyen yıllardaki beyin yapısıyla ilişkili olabilir. ABD’de yürütülen uzun süreli bir araştırmada, televizyonu “çok sık” izlediğini belirten kişilerin yaklaşık 24 yıl sonra çekilen beyin görüntülerinde bazı bölgelerin daha küçük olduğu belirlendi.

Alzheimer’s & Dementia dergisinde yayımlanan araştırmada, sık televizyon izleyenlerin hafıza oluşumu, karar verme ve görsel bilgilerin işlenmesiyle bağlantılı beyin bölgelerinde daha düşük hacme sahip olduğu görüldü. Bu kişilerde ayrıca yaşlanma, bilişsel gerileme ve beyindeki küçük damar hastalıklarıyla ilişkilendirilen beyaz cevher değişiklikleri daha fazla bulundu.

YAKLAŞIK 24 YIL SONRA MR ÇEKİLDİ

Araştırmacılar, ABD’de kalp-damar ve beyin sağlığını uzun yıllar boyunca takip eden Atherosclerosis Risk in Communities çalışmasına katılan 1.712 kişinin verilerini inceledi.

Araştırmanın başlangıcında yaş ortalaması 53 olan katılımcılara, boş zamanlarında ne sıklıkla televizyon izledikleri ve çalışma günlerinin ne kadarını oturarak geçirdikleri soruldu. Katılımcılar televizyon izleme alışkanlıklarını “hiç ya da nadiren” ile “çok sık” arasında değişen seçeneklerle bildirdi.

1987-1989 yıllarında toplanan bu bilgilerin ardından katılımcıların beyin MR görüntüleri 2011-2013 yıllarında çekildi. Televizyonu hiç ya da nadiren izlediğini söyleyenlerle karşılaştırıldığında, televizyonu çok sık izleyen kişilerin beyninde daha yaygın yapısal farklılıklar tespit edildi.

Araştırmaya göre sık televizyon izleyenlerde, Alzheimer hastalığının erken dönemlerinde etkilenebilen bölgelerin toplam hacmi daha küçüktü. Karar verme, planlama ve dürtü kontrolü gibi yürütücü işlevlerle ilişkili frontal lob ile görsel işlemeyi sağlayan oksipital lobda da daha düşük hacim görüldü.

Bu kişilerde beyaz cevher hiperintensitesi olarak adlandırılan MR bulgularına da daha sık rastlandı. Beyin görüntülerinde parlak lekeler olarak görülen bu değişiklikler, beyindeki küçük kan damarlarının zarar görmesiyle bağlantılı olabiliyor ve ilerleyen yaşlarda felç, bilişsel gerileme ve demans riskinin göstergelerinden biri kabul ediliyor.

HER OTURMA BİÇİMİ AYNI SONUCU VERMEDİ

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, televizyon izlerken oturmak ile iş sırasında oturmak arasında farklı ilişkiler bulunması oldu.

İş gününün büyük bölümünü oturarak geçirdiğini belirten katılımcılarda, televizyon izleyenlerin aksine, bazı beyin bölgelerinin daha büyük ve beyaz cevher değişikliklerinin daha az olduğu görüldü. Araştırmacılar bu farkın, masa başında yapılan işlerin problem çözme, iletişim kurma ve karar verme gibi zihinsel açıdan daha aktif süreçler içerebilmesiyle bağlantılı olabileceğini değerlendirdi.

Bulgular; fiziksel aktivite düzeyi, diyabet, vücut kitle indeksi, sigara ve alkol kullanımı gibi beyin sağlığını etkileyebilecek faktörler hesaba katıldıktan sonra da büyük ölçüde devam etti. Araştırmanın kıdemli yazarlarından David Raichlen, yalnızca insanların ne kadar süre oturduğuna değil, otururken ne yaptıklarına da dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.

Cinsiyete göre yapılan analizlerde ise televizyon izleme ve iş sırasında oturmayla bağlantılı beyin farklılıklarının büyük bölümünün erkek katılımcılarda görüldüğü bildirildi. Araştırmacılar bu sonucun nedenlerinin anlaşılabilmesi için yeni çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı.